13 Mart 2017 Pazartesi

BİR OSMANLI DEĞİLDİK AMA BİZDE ÇÖKTÜK BE

Bazen bi ilişkinin daha güzel olması ayrılıp, bi süre ayrı kalınması, kişilerin birbirlerine olan sevgisini, değerini anlaması gerekiyo. Bazı ayrılıklar var olan ilişkiyi daha daha güçlü boyuta getirebiliyor. 2017 yılının vermiş olduğu negatiflik midir, şanssızlık mıdır nedir etrafımda ki kişilerin bir çoğu ayrılıyo, boşanıyo filan. Şubat ayında ilk cemre yüreklere düştü galiba, ayrılan ayrılana. Bu ayrılık beni teğet geçti sanırım. Çünkü biliyodum bana mesaj atacağını bensiz yapamayacağını, çünkü onun ciğerini bilmek bunu gerektirir :)  Her zamanki gibi o günde gereksiz neşem ve ben yerindeydik. Sanki güzel bi şeylerin olacağının farkına varmışım. 
     Bi önceki yazımda evrenin bana verdiği mesaj vardı,sanırım mesaj sinyallerinde sıkıntı olmuş ki yanlış mesaj vermiş bana.  Zaten hayatta şansım ne zaman güldü kiii :) Herşey düzelmiş gayet güzel giderken, mutlaka işleri boka saran bi durum oluyo. O gün evdeyim, hava kapalı, yağmurlu, bi iç daralması ile birlikte, geniş alnım ve ben evde pineklerken sosyal hesaplarda geziyorum. Tall boy'un beğenmiş olduğu bi paylaşımı gördüm. Umursamadım. Sonra tekrar karşıma çıktı. Kızın adı ve fotoğrafları hiç yabancı gelmiyodu. Hemen stalker ruhumu ortaya çıkardım. Bütün sosyal hesaplardan kızı araştırdım. Evet araştırdım çünkü yabancı gelmedi bana adı ve fotoğrafı. Araştırırken o kızın Tall boy'un eski sevgilisi/ eski konuştuğu olduğunun farkına vardım. Çünkü arkadaşken hep bana anlatırdı. O kadar sinirlendim ki ikisinin de yüzünde tırnak izlerimi çıkarmak istedim. Sevgilisi olan bi insan neden hala geçmişe dair izler taşır anlamıyorum. Bu şey gibi değil mi, ''olursa olur, olmazsa bu burda dursun yine buna dönerim boşta kalmam en azından'' düşüncesi. Bir diğeri de geçmişten kalan bi eski sevgilisiyle de başka sosyal hesaptan takipleşmesi. Acaba bu tür şeyler benim iyice çıldırmam, çığrımdan çıkmam için mi anlayamadımm. Baktım, baktım, uzun , uzun suratını cırmaladığımı hayal ettim.  Çünkü göz görmediği zaman gönül insana 250 ciltlik senaryo hazırlatıyo.Ama bu sefer ki senaryo gerçek senaryo.  Adama bunların hesabını sormak için mesaj atıyorum, bana dediği cümleye bak : ' Ee ne var bunda ben zaten ona dair herşeyi unutmuşum ki hala arkadaş olarak ekli'' . Lan madem her şeyin bitmiş, bi şey hissetmiyosun daha ne diye ekli o zaman.??  Daha pişkin pişkin bana ''ben ne yaptığımın gayet farkındayım, diğer kişi de takip atmış bende ona takip isteği attım, resmi bir şekilde.'' Pardon ama bu işin resmi işi olmaz. Yüreğin baya geniş, herkesi bi arada tuttuğuna göre... Senin hayatında bi kız varsa bi zahmet geçmişine dair izleri kalıntıları sileceksin. Sen tilki misin kürkcü dükkanına dönmek için yer yapıyosun??. Bu bi yarı aldatmak değil midir ? Ben 4 yılımı tek hamlede silip çöpe attıysam, sende geçmişte 3-5 ayını silip atacaksın. Hangimizin durumu daha zor tartışmayalım.  Bana gelip seviyorum, aşığım diyen bi kişi bi zahmet bu şekilde sevip aşık olmasın. Kusura bakma ama benim kadar mert bi şekilde geçmişini silip atamadın. Nasıl birine gönül bağlamışım? Nasıl kanıp, inanmışım?? Kime değer verdiğimizi hissetirirsek, ilk yanlış yapacağı kişiler biz oluyoruz. Bu benim bi insana 2. kez inanışım, 2. kez yenilişim, 2.kez güvenişim. Farklı sandığım kim varsa gideni aratmadı sağ olsunlar.  Farklı gelmişti bana, gerçekten inanıp güvenmiştim, ona sığınmıştım.  Kime koşulsuz güvensek ağzımıza sıctı gitti. Asla verdiğin değer kadar değerli olmuyosun..Sonra yine yarım kalıyosun, bir daha biri hayatına çıkana kadar hep yarım olarak devam ediyosunBu zamanda bana güzel şeyler kattığını düşündüğüm insanların kirli hatırlarını silmekle geçiyor koskoca ömür. Kimseye koşulsuz güvenmeyin. Hele ki sürekli masum rolleri oynayan kız/erkek gördüğünüz zaman arkanıza bakmadan ışık hızı ile o ortamdan uzaklaşın. Yoksa arkasını toplamak zorunda kalacaksınız. Sevmeyi oyuncak sananlar yallah Amsterdam'a!!
    Anlıyorum ki ben artık kendimi toparlayamacağım. Nereye gidersem gideyim kafamı allak bulak eden birisi mutlaka çıkacak. Başkalarının mutsuzluklarıyla mutlu olunmaz beyler. Bi kıza bağlı kalmayı becerebilen erkekler kadar mükemmeli yok.

    Hepimiz üzüldük, yeri geldi ciğerimizi koyduk, yeri geldi nefret ettik, yeri geldi bi şarkıda ki tek cümleye takılı kaldık. Sonuçta her şey geçiyo, bize bizim gibi deli insanlar lazım. Son olarak elini kalbine koy. Ve şunları söyle ona. 'bugün burası acıyor ama gün gelecek ilk defa atıyor gibi hissedeceksin... ' Onu görünce 'BİR ÖMÜR YETER BANA BU ARMAĞAN' diye bağıracaksın inan bana :) . Her zaman iste, içtenlikle, samimiyetlerle. İmkansız diye bişey yok. İnanarak istedikten sonra... 

11 Mart 2017 Cumartesi

SPOR YAPMAYIP UMUDA KOŞMAYI TERCİH EDİYORUM.

    Havaların ısınmasıyla sizede  bi mutluluk, iç organlarda bi hareketlilik, deli gibi aşık olma hissi gelmiyo mu ? Bana geliyo. Hoş tall boy'dan yeni ayrılmışım, aşktan sevgiden  dilim yanmış daha aşık olmayı bekliyorum. Aşk benim neyimee!!! Ama bana pişman olup dönecek biliyorum. Hissediyorum. 6.hislerim iyidir. Şimdi diyeceksiniz ki ne 6. hismiş bee!! Olsun bu da benim kendimi motive etme sporum. Spor demişken yaptığım diyetler 1 gram işime yaramadı. Aç kalarak zayıflamayı denedim ama olmuyor. Diyet yapmak kadar lanetli bi durum yok. Ne zaman diyette olsam kilo alıyorum. Denemediğim yöntem kalmadı. Dukan diyetinden tut, patates diyetine kadar denedim. Sonuç hüsran. Genelde ne zaman diyette olsam canımı sıkan bi durum oluyo. Kendimi nutellaya veriyorum. Neyse spordan bahsediyodum. Spora yazıldım bari sporla vereyim kilolarımı yaz geliyo dedim. Tabii bu arada alışveriş yapmayalı uzun bi süre olmuştu, bunu bahane ettim spor için bişeyler almaya gittim. Fakat spor giyim haricinde her şeyi almışım kendime. Ertesi gün zumba dersim başlayacak. Kendimce hesaplamalar yapıyorum bu kadar gün spor yapsam, diyetle desteklesem 2 ayda şu kadar kilo veririm diye.
   Her yere geç kaldığım gibi zumba dersine biraz geç kalmam da hiç şaşırtmadı beni. Sanki 23 Nisan'da gösteriye hazırlanan çocuklar gibi hazırlanmış hocayı izliyoruz.  Neyse derse başladık, Bu ne danstır Allah'ım benim gibi üşengec, kıçını kaldıramayan bi insan için bu hareketli dans çok erken değil mi?. Hem zumba yapıp hemde vaktin geçmesini beklemek çok stresli. Yok bacağını hafif kır, kollarını kaldır, sağ ayak öne, sol ayak arkaya vs hareketleri yapmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Zumba dansının bitmesini beklemek , üniversite tercihlerimin açıklamasını beklemek bile bu kadar stresli geçmemişti. Ders bitti ama bende baya bi bitmişim. O kadar sinirli ve öfkeliyim ki hemen bi yere gidip tatlı bişeyler yemem lazım. Bi işle uğraşırken çok sinirlendiysem mutlaka o işin tam zıttını yaparım ki sinirimi alıyım. Sinirlenmek benim neyime? Tatlı yemek için gittiğim avm de bi fast food+tatlı+dondurma yedim. Yedikten sonra ki pişmanlığımı ne siz sorun ne de ben anlatayım. Olsundu bugünden itibaren kalorisi yüksek yiyecek, içeçekler tüketmeyecektim. Zumba dersine katılmak, sinirlenmek bana baya bi kaloriye patladı. Pişmanlıklarla günü bitirdim.  2 gün sonra yine spora gittim. Tamam dedim artık abur cubur , tatlı vs. yemek yok. Spor yaparken yediğim tatlılara, yemeklere lanet okuyorum. Bu zorlu süreçte eriteceğim göbeğime mi üzüleyim, incelecek basenime mi üzüleyim karar vermedim. En azından göbeğimi ve basenimi bi yere bağışlasam da bende hemen  kurtulsam diye düşünüyorum.
   Önceden evde pilates yaparken Youtube'da Ebru Şallıyı izlerdim. Bu nasıl  cool şekilde pilates yapıyo, ne kadar hafif hareketler, sanki pilatesi yapan o değil gibi diye söylenir dururdum. Ki zaten anca videoyu izlemekle yetiniyodum çünkü hiç bi zaman pilates yapamadım,yapabilmem için pilates topunu vücuduma monte etmem gerekiyodu.O yüzden videodan sonra kendimi evde pratik yapılan tatlı videolarını videolarını izlerken buluyodum. Sporun 2. gününde her yerim tutulmuş ağrımış bi şekilde eve geldim ve rahatsızladım. Tekrar iyileşince giderim, şu gün şunu da halledeyim ondan sonra giderim, bugün hava kapalı modum düşük yarın giderim diye erteledim. Sonuç mu ? 3.kez gitmem kısmet olmadan üyeliğim bitti. Aman zaten spor yapmak bana göre değil, kıçı başı dağıtıp aksama kadar yatmak bana göre. Hep dediğim gibi aldığım kilolarının hepsinin hatırası var. Sevdiklerimle yemişim içmişim. Zaten beğenen böyle beğenmiş napiim, Beğenen beğenmiş derken o tall boy ile mi barışacağız yoksa ? Yüce Allah tarafından parmaklarım kendiliğinden mi yazdı.?  Acaba bu bi işaret mi? Evrenin bana verdiği bi mesaj mı bu yoksa?








15 Şubat 2017 Çarşamba

Normal bi seviyosunuz ? Yoksa hevesiniz geçmeli mi ?

    Ne zaman gözüm seğirse mutlaka ‘kek dilimi kötü olaylar yolda geliyor sana işaret veriyoruz hazırlık ol’ diye mesaj veriyo. Vücudumda ki seğirmelerin her birinin bana verdiği ufak bi mesaj vardır mutlaka. Ne zaman baş parmağım seğirse mutlaka mutlu olacağım bi haber gelir. Ve bunun gibi daha bir sürü seğirme örneği verebilirim. Her neyse 2-3 gün aralıksız gözüm seğirdi durdu. Seğirmesin diye gözümün üzerine bastırıyorum, buz koyuyorum yok olmuyo illa kötü bir şey olcak. Artık hayatımda daha ne kadar kötü olaylar olacak diye düşünüyorum. Kesin gözüyle baktığım durumlar birden yerle bir oluyor. Şansım bunda çok iyi dediğim olayda bile hop tepetaklak şansız oluyorum. Ben diyorum bu Dünya’ya şanslı insanlara tepki olarak doğmuşum. Ama o şansı bir gün tam yakalayacağım. Hemde on ikiden…
     Beni hala aşkın olduğuna, sevgini bitmediğine inandıran birisi var. Bütün hayat enerjimin aynısının onda olduğu, saçma sapan şeylere sinirlendiğim halde beni alttan alan, bütün nazımı kaprisimi çeken, benim gibi bi deliyle baş eden birisi…Hayatımda yolunda gitmeyen şeyler olmasına rağmen, yolunda giden çok güzel durumlarda var. Bir insanın beni benden daha iyi tanıması kadar güzel bişey yok. Düşünsenize neye kızıp,tepki vereceğinizi sizden daha iyi biliyo. Sanki çok sevip paylaşamadığınız bi oyunu onunla paylaşıp ona vermişiniz o sizin oyunda neler yapacağınızı tahmin edip ona göre oynuyo, ya da yelkenleri açmış rotanızın neresi olduğunu tahmin etmiş sizinle birlikte sizi rotaya doğru götürüyo. Ve ben ikimizi uzaktan izliyorum gibi bişey bu... Tarif edilmesi zor, yaşaması zevkli bi süreç. Günde kaç kez tartışıp barışıyoruz. Ama olsundu her ilişkide böyle ufak tefek kavgalar olurdu. Bazen kavga ederken elimde olmadan çok çirkinleşiyorum aslında böyle biri değilim demek ki delirtiyor beni. Yine bir gün kavga etmişiz boktan bi sebepten. Barışırız dedim biz neler atlattık dedim.Bunun yanında 2 eğleniyosak 3 kavga ediyoruz. Saçma sapan sebeplerle oluşan kavgalar, çirkinleşmeler, anlık sinirlere hakim olmayışlar, hoş şeyler değil. Salon kadını çizgimden çıkmak bana göre değilllll ama zorla o çizgiden çıkartıyolar insanı. Bence o bu dünyada hala güzel şeyler olabileceğinin kanıtı. Neyse konuya girmem gerek!
     Seni tanıyor, anlıyor diye sürekli iyi anlaşacaksınız diye bi kaide yok. Sürekli ufak tefek şeylerin sorun edilmesine 1 gram tahammülüm yok. Ya da sürekli acaba yine ne oldu neye tavır trip yapıyo diye düşünüp beynimi sulandırmaya da grek yok. Onun da sürekli saçma sapan şeylere trip yapıp, cins cins cevaplar vermesine de gerek yoook. Bi şeyin olup olmayacağı zaten baştan belli olur. Yada belli bi süre sonra belli olur. Sürekli kalbini dinlersen yanılırsın.Arada bide beynini dinliceksin.
'' Benim hayatıma kimse müdahale edemez, saatler sonra mesaja cevap verip  hesap soramaz,'' diye cümlelerle başlayan mesaj geldi. Zaten gece geç yatıp sabah erken uyanmışım. Uykusuzluktan gözlerimi açamıyorum. Uykulu gözlerle bunları okurken nasıl deliye döndüm nasıl.O an yanımda olsa muhtemelen gözlerini kaşıkla oymuştum, o mesaj yazan ellerini tırnaklarını  cımbızla ayırmıştım. Pardon da ben senin hayatındaysam her şeye karışırım sen kimsin ki ? Haddini bileceksin haddisize bak... Nasıl sinirlendiysem gözüm dönmüş resmen. Güzeeel bir ayrılık mesajı döşemişim. Eee böyle mesaj atana ne diyeceksin. '' Haklısın tatlım senin hayatın, senin düşüncelerin tabii ki'' diyeceğimi sanıyosan yanılıyosun.  al hayatınıda düşüncelerine yallah Sırbistan'a. Gelemem ben böyle şeylere. Tabii bu arada ilerleyen saatlerde sosyal hesaplardan göndermeli twittler, iletiler olmazsa olmaz zaten. Bir mesajla dankkkkkkk ettim.
    -Daha fazla üzmeyelim birbirimizi…
    Ne demek daha fazla üzmeyelim yeteri kadar üzülmüşüz ben ertesi gün kırgınlığımı kızgınlığımı unutmuşum sen gelmiş bana ‘daha fazla üzmeyelim’ diyosun. Yek yaaa olamaz öyle bişey. Beraber üzüldük, güldük, eğlendik, sinirlendik tamam barışmamız lazım ne demek yani??? Mesajı okurken sinirden elim ayağım titriyo. Zaten kaç gündür gözümün seğirmesinde vardı bi iş. ‘ne demek bitti emin misin?’ diyorum. Acaba farkında olmadan mı yazdı? Şaka mı yapıyo ? Gerçekten böyle mi? Yoksa böyle mesaj attı bende cevap vercem ortamın gerginliği geçtikten sonra barışcaz mı?.... kafam da deli sorular. O an kafam yeni açılmış bir milyoncu halk pazarı gibi oldu. Bi süre baktım mesaja boş boş. Aman dedim düzelir, yine mesaj atar. Saatler akıp gidiyo ne mesaj var ne çağrı. Yok diyorum şuan işle meşgul elbet arar derken yapamadım uzun bi mesaj giydirdim. Şuna bak bitti diyemiyor ‘daha fazla üzmeyelim ‘ diyo. Galiba o kadar çok üstüne gittim ki mesajlar, edebiyat parçalamalar havada uçuşurken ilişkiyi bitirdik. 14 şubatta bitmesi kadar manidar bi durum yok galiba. Kafam dolu bi şekilde TV izlerken Kısmetse Olur programına denk geldim. Adnan ile Didem ayrılmış. Onun VTR yayını izliyorum. Adamlar bide VTR’ye şarkı koymuşlar gelde ağlama. Kendi ayrılığıma üzüldüğüm kadarıyla bir de onların ayrılmasına üzülüp ağlıyorum. Bi yandan grip olmuşum ağladıkça kullanmadığım peçete kalmamış.
Birkaç gün sonra kiminin haklı kiminin haksız olduğunun hiçbir öneminin kalmadığı o uçsuz bucaksız zaman dilimde olduğumun farkında vardım. Konuşulacak çok şey vardı konuşmadık. Ona anlatamadıklarımı boş bir duvara, tavana anlattım... Her inişin bir yokuşu olduğuna inanıyosunuz da herkesin sevincini, üzüntüsünü nasıl olduğuna mı inanamıyosunuz? Bazıları acısını içinden sessizce yaşar, ben avaz avaz. Etrafımda ki kimseden acı nasıl yaşanır öğrenmedim. Öğrenmem de… Benim ayarım bu kadar.
    Neyse ki bugünün bomba haberiyle herşeyi unuttum. Şuan hayatımın dönüm noktasındayım hadi bismillah 

7 Ocak 2017 Cumartesi

HAYIRLISI OLSUN, BENİM OLSUN :)


   Genelde bazı erkekler de ilerde böyle yaparım, şöyle yaparım diyip bol keseden atma huyları vardır. Ama iş icraata gelince söylenen sözler yutuluyo. Yutunca da bi hayli şişiyo. Eee yut yut nereye kadar dimi ? Atış serbest kıvırmakta açık ara öndesin :)  Vereceği sözlerin arkasında durmayan erkek zaten kızların gözünde sıfır sıfır sıfır. Neyse ki gerçek yüzleri gördükte feleğin çemberinden ışık hızı ile geçtik.
   Sorun şu ki  biten ilişkilerde olduğu gibi bu ilişkide de onu affetmeyeceğini düşünüyosun. Artık ne mal olduğunu anlamıştın.  Bitmeden önce, son zamanlarda zaten konuşmak içimden gelmedi. Anlamını bilmediğim bi soğukluk girmişti araya.Hissetmişim galiba. Yaşanan onca güzel günler bile bu soğukluğu düzeltemiyodu Siz sanıyosunuz ki gerçekten seven insan vazgeçemez. Sevgisinin sonsuzluğuna ve vazgeçemeyişine güvenip kırdığınız herkes sizden vazgeçeçek. Ayrılığın ertesi günü onun sana aldığı hediyeleri, biriktirdiğin biletleri, fotoğraflarınızı atarken arka fonda Demet Akalın'dan ''yüzünü bile görmek istemiyorumm, yoluma çıkmasan iyi edersin'' şarkısı çalıyo. Daha sonra gereksiz insanların temizliğini yaptım. Her şeyi temizledim.  Bazı insanlara verdiğim sevgiye o kadar üzülüyorum ki kaldırım taşını o kadar sevseydim çiçek açardı. Ne kadar çok gereksiz insan varmıs hayatımda. Gereksizin önde bayrak taşıyanları hemde... Bu saatten sonrası beni ilgilendirmez. Sürünüyo mu? Pişman mı? Yeni aşklara mi yelken açtı ? beni hiiç mi hiiç ilgilendirmez. Artık sen 9,99 tllik para üstü gibisin olmasan da olur.
   Yeni bi sayfa var artık hayatımda. Geriye dönüp bakmak sadece aptalların işidir. Tecrübe kazandın bitti. Zaten yeterince zaman harcadın, üzüldüğüne bile değmez.Canım biraz yandı yalan değil. Ama  benim batan ilk gemim değilsin. Bu benim ilk yaralanışım, ilk bıçak yaram da değil.  Kısa zamanda geçti bitti o günler.  Bu arada  kilolarımdan kurtuldum. 6 kg verdim büyük başarı ki ayrılık bana baya iyi yaradı kendime geldim. . Düşündükce hala sinirleniyorum. Anladım ki bana hayatım boyunca birşey katmayan insanlara ben ne çok şey katmışım meğerse. Olsun bu da benim sadakam olsun. Tahammül edemiyorum artık en ufak sorunu büyütüp dağlar kadar sorun yapanlar insanlara, at gözlüğü takıp etrafa at gözlüğü ile bakan insanlara. Eğlenceli insanlar lazım bana, herşeyi ile şen-şakrak insanlar. Ağır bi imtihandan sonra kendine geliyo insan. Nefes aldığımı hissettim, etrafın güzelliklerinin farkına vardım, hiç fark etmediğim iyi insanların farkına vardım. Bi kapı kapanıyosa, daha iyi kapı açılacağından kapanıyodur. Gerçektende öyleymiş  bu durumu yaşayınca anlıyo insan. Bize de zaten güzel açılan kapılar yakışırrrr :)))

Açılan kapıdan  birisi çıkıyo ''ben senin yaralarını sarmaya geldim, seni çok yıpratmışlar, seni toplamaya geldim'' diyo. sanırım yaşanılacak en  güzel günler bekliyo beni.

25 Aralık 2016 Pazar

MUM KADAR IŞIĞIN YOKTU GÜNEŞ YERİNE KOYDUK SENDE HAKLISIN.

   Bi yerde şöyle birşey  okumuştum.  "Başta  zor gelebilir ama herşey  başta zor gelir". Gerçektende öyle.  Yaşadığın olay, içinde bulunduğun zorlu süreç,  başta  mutlaka zor gelebilir. Geçirdiğin her saniye, her dakika, her saat bu zorluğu  az da olsa hafifletir. Ve bazen gözüne  bir perde iner di mi? Hayatındaki o insanın ne eksiğini  ne de o saçma egosunun farkına  varabildin. Şuan düşündüğünde 'nasıl  tahammül ettim, nasıl gerçeklerin farkına varamadim, nasıl saf oldum bu kadar diyebilirsin. Asla ve asla üzülme. Sende bendensin ve herşey  geçecek. Zor geçecek belki, ama sonunda herşey geçecek. Üzüldüğün pişman olduğun tek nokta kendinden vermiş olduğun ödün olsun. Gerisi hiç önemli değil. Değmeyecek insanlara haddinden fazla değer verdik... Nokta kadar küçük bir sorun tüm gerçeği gösterdi bize. Şanslı olduğunu düşün.  En azından daha çok ilerleme den bitti. Cabaladım , mücadele verdim  . Bu saatten sonra kılımı dahi kıpırdatmam o geri donecek bir gün , ama sen ondan öyle bir gittin ki , onun gelmesi hiçbir şey ifade etmeyecek . Gelmese de olur. O sana yaptıklarının , yaşattıklarının bedelinden kaçamayacak.
   Boşveeeeer birdaha mı gelcez dünyaya ?  Biz kızlara yön verev erkekleri severiz . En ufak kavgada çekip gidenleri değil . Ördüğün duvarları istediğin insanlar haricinde kimse geçemeyecek . Otu boku  sorun yapan insanlarla bir ömür zaten geçmez . Sen değerlisin ,biz ne savaşlardan önde bayrak sallayarak cıktık :)
Her şeye rağmen güzel insanlar var yeterki etrafa bakmasını bilin beybiler :))
   Minyonuz güzel günleri göremiyoruz ama o güzel günleri göstermek için bizi omzuna alan insanlar elbet çıkacak kim bilir.  :)) Bu arada soran olursa delirdikçe güzelleşiyor, aklına eseni yaptıkça kendine geliyo dersiniz.

12 Aralık 2016 Pazartesi

VE BİR SEZEN AKSU VAZGEÇTİM ŞARKISI ÇALAR KULAĞIMDA

   Bu hayatta değişmeyen bir gerçek var. "Birgün herkes kaybettiği şeylerin değerini anlayacak" Sevginin büyüklügünü, fedakarlığı, kendinden ödün vermeyi, aşkın için dimdik durmayı, mücadele etmeyi... Alışıyorsun. Ama şu var ki alışmanın sürecini belirleyende sensin. Çünkü bir şeyin yokluğuna alışmak istediğin kadar alışırsın ve kabullenene kadar acırsın. Hani şu olmak bilmeyen sabahlar, geçmek bilmeyen dakikalar, uyandığın anda ki kalp acısı... İşte hepsi senin yaşamak istediğin kadar var. İnsan bu hayatta karşısına ne çıkacağını, ne yaşayacağını gerçekten tahmin edemiyor. Aklının ucundan dahi geçmeyen olayları yaşıyor. Ağır bir sınavdan geçiyor. En güzel çağlarını çok büyük sorunlarla atlatan, sevgisi için çabalayan, çözüm yolu bulan, tek başina mücadele veren  biri olarak sevdiğiniz kişiden bile beklenti içinde olmayın diyorum. Sevmeyin aşık olmayın. Canınız yanar, içinizin yandığını buram buram hissedersiniz. Sevdiğiniz kişinin sizin arkanızda durmadığını, sizin kadar çabalamadığını, çok çabuk vazgeçtiğini görmekte ayrı bi kahrolma duygusu. Berbat bi duygu bu. 
   
Bilmem kaç yılımı verdim ben. Onu tanıdığım zaman daha önceden de hayatimdaymış gibi hissettim.  Sanki 22 yıldır benimle ve sanki birbirimiz için yaratılmışız gibiydik. İlişkinin aile tanışma evreleri , isteme , söz evreleri derken beklenmedik anda ortaya çıkan sorunlar bütün gelmiş gecmiş mutluluğu sürükleyip gidiyor . Sevdik , kırıldık, yaralandık... Sizi 'siz' olduğunuz için seven insanlarla olun. En güvendiklerimiz tarafından hayal kırıklığına uğratıldık . Elimden geldiği kadar verebileceğim en iyi mücadeleyi verdim  ama karşılık alamadım . Ne yaptıysam düzelmedi hiçbir şey. Her şey daha da kötüye gitti hatta . 3.yılıımızın bittigi 4. yılımıza girdiğimiz günde yolları ayırmak, bitirmek daha bi acı. Yinede ah etmiyoruz , hayatımızdan çıkıp giden hiç kimseye .Kimseyi de hayatımızda zorla tutmaya çalışmadığımız içinde onlar kusurumuza bakmasın. Şimdi umrunda olmadıklarımız  bir gün bizim de umrumuzda olmayacak elbet .

   Hiç kıymet bilmediler değil mi ? Anlamadılar, hissetmediler . Ya da işlerine gelmdi . Yani bir şeklide kiymetin bilinmedi değil mi ? Üzülme ... Geçecek ... Rollerin değiştiği günlerde gelecek , ama o gün onlar için hiçbir şey fark etmeyecek .

   Nasıl ki her şey sende başlıyorsa yine sende bitiyor ve inanki bir gün herkesin pismanlığı konuşmaya baslayacak ve  biz buna vicdan diyeceğiz . ..

28 Temmuz 2016 Perşembe

BİZDE DE KALP VARDI. SAĞOLSUNLAR ŞİMDİ YERİNDE MANGALLIK MESİRE ALANI VAR. DUMAN DUMANA...

    Bir olayı yaşamaktan daha heyecanlı bişey varsa kesinlikle kız arkadaşlarına olayı anlatmaktır. Hatta sırf bu yüzden bile yaşadığımızı düşünüyorum.
   Belli bir dönem ilişkiler sallantıya girer. Nerede hata yapıyorum diye günlerce sorarsın kendine. Karşı tarafın bu durumu ruhu bile duymaz. Çünkü anlatsan genelde "yaa offf! bıktım, herşeyi yanlış anlıyosun, kendi açından düşünüyosun, saçmalamayı kes, hayır değişmedim ben aynıyım..." gibi cümleleri duyacağından eminsindir.Durumu içinde yaşıyosun, karşılıklı halledilmesi gereken bi durum ve karşı tarafa anlatamıyosun.Yavaş yavaş depresyon mode onn oluyor :) Mesafenin verdiği özlemden kaynaklanan bi durum olsada insan kendine anlatamıyor bunu. Sen kendi kendine tribe, derde gir adamın ruhu duymasın! Duysa bile yine sen suçlu olacaksın. İçinde yaşamak daha mantıklı geliyor.
   Birde baş belası kilolar var tabii. Bu durumları yaşarken zayıflam çabaları yok mu ? yemin ederim gram zayıflamıyosun, aksine daha da kilo alıyosun.İçimize attıklarımız kiloya dönüşüyo galibaa :( Sen kendi kendine derde gir, adamın ruhu duymasın üstüne birde zayıflamaya çalışırken kilo al. Olacak iş mi bu ?
   Sınav stresleri kazanamam korkusu derken herşey üst üste gelmiş, beklediğin nokta kadar ilgi... Bazen düşünüyosun acaba ilgi eksikliği mi var ? E aileden yeterince ilgi sevgi görüyosun, demek ki eksiklik yok. İnsan sadece sevdiği insandan ilgi görmeyince boşluğa düşüyo. Kesinlikle ilgi manyağı değilim, özlemden kaynaklanan bi durum. "Ya akşama kadar çalışıyosun, pek konuşamıyoruz. İşten geliyosun yorgunsun. Ne olcak 5-10 dakika konuşsak" dersin. Aricam der aramaz, mesaj atarsın aklına geliyim de arasın diye amam aramaz. Tabii bunları erkekler okuyunca "Ya kız milleti abartıyolar, çok abartıyolar bee halden anlamaz" diyecekler. Ama istediğimiz minicik bir ilgi. Yanlış anlamayın bu sürekli olan bi durum değiiiil :) İnsan kendi derdi ve gelecek sıkıntısı ile uğraşırken bir de bu kısa dönemli olaylar olunca iyice daralıyo yet-heer diyo. "Sevgililik döneminde tatlı sıkıntılar bunlar. Bi de evlenince gör" diyen arkadaşlarımda sağolsunlar iyi ki varlar bire bin katıyolar :)
   Bunları yazmamın, anlatmamın bir amacı var normal bi zamanda da hayatımda ki en ufak bir olayı etrafıma anlatmaya bayılan bir insanım. Kız arkadaşlarımda bir konuyu telefonda saatlerce tartıştıktan sonra ertesi gün buluşup aynı konuyu yüz yüze konuşan insanlarız :) Kendimi bildim bileli anlatıyorum ve paylaşıyorum. Vee hep böyle devam edecek. Size anlatamasam da yazıyorum :) Düşüncem değişse, herşey yoluna girse, evlensem, iş güç çocuk sahibi olsam bile anlatıp yazacağım :)