30 Eylül 2017 Cumartesi

LASTİKTE PİRELLİ,KADINDA 1,50

Saçları sarı  olsun,
Hafif balık etli olsun,
Boyu 1,70 olsun,
Zayıf olsun,
Gösterişli olsun...


Pardon da sen o koca göbeğinle bi zahmet hayattan böyle beklentilerin olmasın.  Adamın göbeği egosundan daha fazla gelmiş burda yok kız dediğin böyle olur, şöyle olur diyo. Bunları derken de tabii bi taraftan yağlı yemekleri, tatlıları götürüyo. Afedersin de o kızlar da zaten kapında sıra olmuş seni bekliyolardı kendilerini beğendirmek için. Bazı insanların kilosundan çok egoları olması çok şaşırtıcı değil mi ? Evren kadar kilosu, göbeği var kasıla kasıla bide laf yapıyo. Çarpacaksın ağzına kürekle susturcaksın. Hayır yani bi kendine bak bi isteğine bak !He bir de türk kızı olmasınmış. Böyle kendini bilmez hadsiz insanlarında kendini önemli bi'şey görmelerine şaşırdık mı? HAYIRRR :)  Bi  kere ülke geneli ortalama 1,62 olmasına rağmen bu oranın altında kalarak kısa olmanın gururunu hepimiz yaşıyoruz :) Öncelikle erkeklerin ağzının suyunun aktığı Eva Longoria, KylieMinogue, Shakira, Salma Hayek gibi dünya starlarıyla aşağı yukarı aramızda 2-3 cm vardır. Genç gösteririz ki bu 30'dan sonra bulunmayacak bir nimet. En azından palet gibi ayaklarımız yoktur. ayak numaramızı sordukları zaman şirin olarak 35-36 deriz. Yere bişey düşürdüğümüz zaman onu almak için enerji harcamayız.


Son olarak; 
Kıvrımları ve balık etli oluşuyla gurur duyup, kafaya takmayan ve aynı zamanda güzelliğin fizikte, boyda posta değil de gülümseme de saklı olduğunu fark etmiş dünya tatlısı kızlarız. :)

14 Mayıs 2017 Pazar

SENDE ANNE OLDUĞUNDA ANLARSIN! - Bir Anne Atasözü



‘’ Bak şimdiden öğren bunları ilerde lazım olcak  sana ‘’
‘’ Misafirlere hoş geldin dedin mi?’’
‘’ Şu saçlarını bi topla heryere giriyor ‘’
 ‘’ Bıktım hergün hergün dağınıklığınızı toplamaktan’’
‘’En son nereye koyduysan ordadır’’
‘’ Ne yaparsan yap ben karışmıyorum. Babana da kendin söylersin artık’’
‘’ Nasıl olsa arkanızdan toplayan var, dağıtın hiç acımıyosunuz anneye’’
‘’ Bu uzun saçlar yine maşallah parkenin, fayansın üzerinden hiç ayrılmıyolar’’
‘’ Yerleri yeni sildim basma, kurusun öyle gel’’
‘’ Bi kere de tamam anne de’’
‘’ Halının üzerine terlikle basma, odanın kapısının girişine çıkar terliğini’’


    Yanlış duymadınız ‘’halının üzerine terlikle basma!’’  Halılar yıkamadan geldiyse,  eve yeni halılar alındıysa işte o zaman bi süre halı üzerinde gerginlikler olur.  O halı üzerinde yürümek, bir şeyler yiyerek halının üzerinden geçmek,  halı üzerine çay tepsisi koymak, halı üzerinde çay içmek, hapşurmak, öksürmek, halay çekmek,  halı üzerine besmelesiz basmak yasak. Daha fazla örneklendirme yapabilirim. Ama en merak edilen halıya ilk olarak kim ne dökecek? Annem nasıl deliye dönecek? Babamın halıya dondurma dökmesiyle ilk gerginliği ev halkı olarak yaşamıştık.  Koca yürekli babam resmen talihsizliği yaşamıştı o gün , ki bu cesaretinden dolayı mı desem bi anlık sakarlığından mı desem tebrik ediyorum fakat annem deliye dönmüştü. Anne  ne olacak senin bu halın?? 😃  İlk gerginliği atlattıktan sonra yeni alınan halılar ve yıkamadan gelen halıların diğer halılardan bi farkı olmamıştı. Aynı şey gibi;  yeni aldığın tişörtünü,  gün gelip uyurken giydiğin ve ilerleyen zamanlarda toz bezi olarak kullandığın  gibi .

    Küçüklüğümden beri her yıl anneme Anneler Günü için mektup yazardım dresuarın yanına hediyesiyle bırakırdım. Bir keresinde 7-8 yaşlarındayken Anneler gününde her zamanki gibi mektup ve hediyeyi dresuarın yanına koydum bir de yetmezmiş gibi küçük kolinin içine girdim ve annemin uyanır uyanmaz mektubu okuyup, hediyesini açmasını beklemiştim. Baya bi süre kolinin içinde kalmıştım o ayrı tabii😊 Hediyesini açtıktan sonra diğer kutuyu açtı, hiç farkında değilmiş gibi içinde bulunduğum koliyi açtı ve en çok kolinin içinden benim çıkmama sevinip, kocaman gülüp öpmüştü beni. Çocukluk ya işte 😊 Aslında her günü Anneler Günüymüş gibi düşünüp yaşamalıyız.  Mutlu edilmeyi hak eden  yegane varlıktır ANNE.
    Ne zaman annemden ayrı bi şehirde olsam canımın sıkkın olduğu bi an annemin içi sıkılır beni arar. ‘’ Senin şu an canın sıkkın moralin bozuk’’ der. Kimsenin sizi sevmesine gerek yok. Anneniz varsa eğer size sevginin de , ilginin de, merhametin de  daha fazlasını verir. Ben anneme her zaman sanki benim bu Dünya’da son günümmüş gibi davranırım. Sanki onu bir daha görmeyecekmişim gibi. Öyle sevecen, öyle nazlım, öyle pamuklara sararmışçasına… Ve ne zaman ayağım taşa dahi takılsa hemen düşünürüm acaba annemi istemeden kırdım mı? Allah anne kadar mucizevi bir varlığı farkında olmadan kırdığım için beni mi cezalandırıyor ? diye.
    
    Geçenlerde annem sabah uyanır uyanmaz odama gelip beni göremeyince hızlıca mutfağa girdi. Beni mutfakta görünce boynuma sarılıp duygulandı ve ‘’ seni göremeyince çok korktum ‘’ dedi. Böyle bi kadını nasıl üzerim,  nasıl kırarım ?  


    Bu arada yalnızca doğurmanın, ‘’ANNELİK’’ olmadığını bilen, ‘İNSAN’’ yetiştirebilmiş tüm annelerin anneler günü kutlu, mutlu ve huzurlu olsun. Her biri vefa, huzur bulsun. 

13 Mart 2017 Pazartesi

BİR OSMANLI DEĞİLDİK AMA BİZDE ÇÖKTÜK BE

Bazen bi ilişkinin daha güzel olması ayrılıp, bi süre ayrı kalınması, kişilerin birbirlerine olan sevgisini, değerini anlaması gerekiyo. Bazı ayrılıklar var olan ilişkiyi daha daha güçlü boyuta getirebiliyor. 2017 yılının vermiş olduğu negatiflik midir, şanssızlık mıdır nedir etrafımda ki kişilerin bir çoğu ayrılıyo, boşanıyo filan. Şubat ayında ilk cemre yüreklere düştü galiba, ayrılan ayrılana. Bu ayrılık beni teğet geçti sanırım. Çünkü biliyodum bana mesaj atacağını bensiz yapamayacağını, çünkü onun ciğerini bilmek bunu gerektirir :)  Her zamanki gibi o günde gereksiz neşem ve ben yerindeydik. Sanki güzel bi şeylerin olacağının farkına varmışım. 
     Bi önceki yazımda evrenin bana verdiği mesaj vardı,sanırım mesaj sinyallerinde sıkıntı olmuş ki yanlış mesaj vermiş bana.  Zaten hayatta şansım ne zaman güldü kiii :) Herşey düzelmiş gayet güzel giderken, mutlaka işleri boka saran bi durum oluyo. O gün evdeyim, hava kapalı, yağmurlu, bi iç daralması ile birlikte, geniş alnım ve ben evde pineklerken sosyal hesaplarda geziyorum. Tall boy'un beğenmiş olduğu bi paylaşımı gördüm. Umursamadım. Sonra tekrar karşıma çıktı. Kızın adı ve fotoğrafları hiç yabancı gelmiyodu. Hemen stalker ruhumu ortaya çıkardım. Bütün sosyal hesaplardan kızı araştırdım. Evet araştırdım çünkü yabancı gelmedi bana adı ve fotoğrafı. Araştırırken o kızın Tall boy'un eski sevgilisi/ eski konuştuğu olduğunun farkına vardım. Çünkü arkadaşken hep bana anlatırdı. O kadar sinirlendim ki ikisinin de yüzünde tırnak izlerimi çıkarmak istedim. Sevgilisi olan bi insan neden hala geçmişe dair izler taşır anlamıyorum. Bu şey gibi değil mi, ''olursa olur, olmazsa bu burda dursun yine buna dönerim boşta kalmam en azından'' düşüncesi. Bir diğeri de geçmişten kalan bi eski sevgilisiyle de başka sosyal hesaptan takipleşmesi. Acaba bu tür şeyler benim iyice çıldırmam, çığrımdan çıkmam için mi anlayamadımm. Baktım, baktım, uzun , uzun suratını cırmaladığımı hayal ettim.  Çünkü göz görmediği zaman gönül insana 250 ciltlik senaryo hazırlatıyo.Ama bu sefer ki senaryo gerçek senaryo.  Adama bunların hesabını sormak için mesaj atıyorum, bana dediği cümleye bak : ' Ee ne var bunda ben zaten ona dair herşeyi unutmuşum ki hala arkadaş olarak ekli'' . Lan madem her şeyin bitmiş, bi şey hissetmiyosun daha ne diye ekli o zaman.??  Daha pişkin pişkin bana ''ben ne yaptığımın gayet farkındayım, diğer kişi de takip atmış bende ona takip isteği attım, resmi bir şekilde.'' Pardon ama bu işin resmi işi olmaz. Yüreğin baya geniş, herkesi bi arada tuttuğuna göre... Senin hayatında bi kız varsa bi zahmet geçmişine dair izleri kalıntıları sileceksin. Sen tilki misin kürkcü dükkanına dönmek için yer yapıyosun??. Bu bi yarı aldatmak değil midir ? Ben 4 yılımı tek hamlede silip çöpe attıysam, sende geçmişte 3-5 ayını silip atacaksın. Hangimizin durumu daha zor tartışmayalım.  Bana gelip seviyorum, aşığım diyen bi kişi bi zahmet bu şekilde sevip aşık olmasın. Kusura bakma ama benim kadar mert bi şekilde geçmişini silip atamadın. Nasıl birine gönül bağlamışım? Nasıl kanıp, inanmışım?? Kime değer verdiğimizi hissetirirsek, ilk yanlış yapacağı kişiler biz oluyoruz. Bu benim bi insana 2. kez inanışım, 2. kez yenilişim, 2.kez güvenişim. Farklı sandığım kim varsa gideni aratmadı sağ olsunlar.  Farklı gelmişti bana, gerçekten inanıp güvenmiştim, ona sığınmıştım.  Kime koşulsuz güvensek ağzımıza sıctı gitti. Asla verdiğin değer kadar değerli olmuyosun..Sonra yine yarım kalıyosun, bir daha biri hayatına çıkana kadar hep yarım olarak devam ediyosunBu zamanda bana güzel şeyler kattığını düşündüğüm insanların kirli hatırlarını silmekle geçiyor koskoca ömür. Kimseye koşulsuz güvenmeyin. Hele ki sürekli masum rolleri oynayan kız/erkek gördüğünüz zaman arkanıza bakmadan ışık hızı ile o ortamdan uzaklaşın. Yoksa arkasını toplamak zorunda kalacaksınız. Sevmeyi oyuncak sananlar yallah Amsterdam'a!!
    Anlıyorum ki ben artık kendimi toparlayamacağım. Nereye gidersem gideyim kafamı allak bulak eden birisi mutlaka çıkacak. Başkalarının mutsuzluklarıyla mutlu olunmaz beyler. Bi kıza bağlı kalmayı becerebilen erkekler kadar mükemmeli yok.

    Hepimiz üzüldük, yeri geldi ciğerimizi koyduk, yeri geldi nefret ettik, yeri geldi bi şarkıda ki tek cümleye takılı kaldık. Sonuçta her şey geçiyo, bize bizim gibi deli insanlar lazım. Son olarak elini kalbine koy. Ve şunları söyle ona. 'bugün burası acıyor ama gün gelecek ilk defa atıyor gibi hissedeceksin... ' Onu görünce 'BİR ÖMÜR YETER BANA BU ARMAĞAN' diye bağıracaksın inan bana :) . Her zaman iste, içtenlikle, samimiyetlerle. İmkansız diye bişey yok. İnanarak istedikten sonra... 

11 Mart 2017 Cumartesi

SPOR YAPMAYIP UMUDA KOŞMAYI TERCİH EDİYORUM.

    Havaların ısınmasıyla sizede  bi mutluluk, iç organlarda bi hareketlilik, deli gibi aşık olma hissi gelmiyo mu ? Bana geliyo. Hoş tall boy'dan yeni ayrılmışım, aşktan sevgiden  dilim yanmış daha aşık olmayı bekliyorum. Aşk benim neyimee!!! Ama bana pişman olup dönecek biliyorum. Hissediyorum. 6.hislerim iyidir. Şimdi diyeceksiniz ki ne 6. hismiş bee!! Olsun bu da benim kendimi motive etme sporum. Spor demişken yaptığım diyetler 1 gram işime yaramadı. Aç kalarak zayıflamayı denedim ama olmuyor. Diyet yapmak kadar lanetli bi durum yok. Ne zaman diyette olsam kilo alıyorum. Denemediğim yöntem kalmadı. Dukan diyetinden tut, patates diyetine kadar denedim. Sonuç hüsran. Genelde ne zaman diyette olsam canımı sıkan bi durum oluyo. Kendimi nutellaya veriyorum. Neyse spordan bahsediyodum. Spora yazıldım bari sporla vereyim kilolarımı yaz geliyo dedim. Tabii bu arada alışveriş yapmayalı uzun bi süre olmuştu, bunu bahane ettim spor için bişeyler almaya gittim. Fakat spor giyim haricinde her şeyi almışım kendime. Ertesi gün zumba dersim başlayacak. Kendimce hesaplamalar yapıyorum bu kadar gün spor yapsam, diyetle desteklesem 2 ayda şu kadar kilo veririm diye.
   Her yere geç kaldığım gibi zumba dersine biraz geç kalmam da hiç şaşırtmadı beni. Sanki 23 Nisan'da gösteriye hazırlanan çocuklar gibi hazırlanmış hocayı izliyoruz.  Neyse derse başladık, Bu ne danstır Allah'ım benim gibi üşengec, kıçını kaldıramayan bi insan için bu hareketli dans çok erken değil mi?. Hem zumba yapıp hemde vaktin geçmesini beklemek çok stresli. Yok bacağını hafif kır, kollarını kaldır, sağ ayak öne, sol ayak arkaya vs hareketleri yapmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Zumba dansının bitmesini beklemek , üniversite tercihlerimin açıklamasını beklemek bile bu kadar stresli geçmemişti. Ders bitti ama bende baya bi bitmişim. O kadar sinirli ve öfkeliyim ki hemen bi yere gidip tatlı bişeyler yemem lazım. Bi işle uğraşırken çok sinirlendiysem mutlaka o işin tam zıttını yaparım ki sinirimi alıyım. Sinirlenmek benim neyime? Tatlı yemek için gittiğim avm de bi fast food+tatlı+dondurma yedim. Yedikten sonra ki pişmanlığımı ne siz sorun ne de ben anlatayım. Olsundu bugünden itibaren kalorisi yüksek yiyecek, içeçekler tüketmeyecektim. Zumba dersine katılmak, sinirlenmek bana baya bi kaloriye patladı. Pişmanlıklarla günü bitirdim.  2 gün sonra yine spora gittim. Tamam dedim artık abur cubur , tatlı vs. yemek yok. Spor yaparken yediğim tatlılara, yemeklere lanet okuyorum. Bu zorlu süreçte eriteceğim göbeğime mi üzüleyim, incelecek basenime mi üzüleyim karar vermedim. En azından göbeğimi ve basenimi bi yere bağışlasam da bende hemen  kurtulsam diye düşünüyorum.
   Önceden evde pilates yaparken Youtube'da Ebru Şallıyı izlerdim. Bu nasıl  cool şekilde pilates yapıyo, ne kadar hafif hareketler, sanki pilatesi yapan o değil gibi diye söylenir dururdum. Ki zaten anca videoyu izlemekle yetiniyodum çünkü hiç bi zaman pilates yapamadım,yapabilmem için pilates topunu vücuduma monte etmem gerekiyodu.O yüzden videodan sonra kendimi evde pratik yapılan tatlı videolarını videolarını izlerken buluyodum. Sporun 2. gününde her yerim tutulmuş ağrımış bi şekilde eve geldim ve rahatsızladım. Tekrar iyileşince giderim, şu gün şunu da halledeyim ondan sonra giderim, bugün hava kapalı modum düşük yarın giderim diye erteledim. Sonuç mu ? 3.kez gitmem kısmet olmadan üyeliğim bitti. Aman zaten spor yapmak bana göre değil, kıçı başı dağıtıp aksama kadar yatmak bana göre. Hep dediğim gibi aldığım kilolarının hepsinin hatırası var. Sevdiklerimle yemişim içmişim. Zaten beğenen böyle beğenmiş napiim, Beğenen beğenmiş derken o tall boy ile mi barışacağız yoksa ? Yüce Allah tarafından parmaklarım kendiliğinden mi yazdı.?  Acaba bu bi işaret mi? Evrenin bana verdiği bi mesaj mı bu yoksa?








15 Şubat 2017 Çarşamba

Normal bi seviyosunuz ? Yoksa hevesiniz geçmeli mi ?

    Ne zaman gözüm seğirse mutlaka ‘kek dilimi kötü olaylar yolda geliyor sana işaret veriyoruz hazırlık ol’ diye mesaj veriyo. Vücudumda ki seğirmelerin her birinin bana verdiği ufak bi mesaj vardır mutlaka. Ne zaman baş parmağım seğirse mutlaka mutlu olacağım bi haber gelir. Ve bunun gibi daha bir sürü seğirme örneği verebilirim. Her neyse 2-3 gün aralıksız gözüm seğirdi durdu. Seğirmesin diye gözümün üzerine bastırıyorum, buz koyuyorum yok olmuyo illa kötü bir şey olcak. Artık hayatımda daha ne kadar kötü olaylar olacak diye düşünüyorum. Kesin gözüyle baktığım durumlar birden yerle bir oluyor. Şansım bunda çok iyi dediğim olayda bile hop tepetaklak şansız oluyorum. Ben diyorum bu Dünya’ya şanslı insanlara tepki olarak doğmuşum. Ama o şansı bir gün tam yakalayacağım. Hemde on ikiden…
     Beni hala aşkın olduğuna, sevgini bitmediğine inandıran birisi var. Bütün hayat enerjimin aynısının onda olduğu, saçma sapan şeylere sinirlendiğim halde beni alttan alan, bütün nazımı kaprisimi çeken, benim gibi bi deliyle baş eden birisi…Hayatımda yolunda gitmeyen şeyler olmasına rağmen, yolunda giden çok güzel durumlarda var. Bir insanın beni benden daha iyi tanıması kadar güzel bişey yok. Düşünsenize neye kızıp,tepki vereceğinizi sizden daha iyi biliyo. Sanki çok sevip paylaşamadığınız bi oyunu onunla paylaşıp ona vermişiniz o sizin oyunda neler yapacağınızı tahmin edip ona göre oynuyo, ya da yelkenleri açmış rotanızın neresi olduğunu tahmin etmiş sizinle birlikte sizi rotaya doğru götürüyo. Ve ben ikimizi uzaktan izliyorum gibi bişey bu... Tarif edilmesi zor, yaşaması zevkli bi süreç. Günde kaç kez tartışıp barışıyoruz. Ama olsundu her ilişkide böyle ufak tefek kavgalar olurdu. Bazen kavga ederken elimde olmadan çok çirkinleşiyorum aslında böyle biri değilim demek ki delirtiyor beni. Yine bir gün kavga etmişiz boktan bi sebepten. Barışırız dedim biz neler atlattık dedim.Bunun yanında 2 eğleniyosak 3 kavga ediyoruz. Saçma sapan sebeplerle oluşan kavgalar, çirkinleşmeler, anlık sinirlere hakim olmayışlar, hoş şeyler değil. Salon kadını çizgimden çıkmak bana göre değilllll ama zorla o çizgiden çıkartıyolar insanı. Bence o bu dünyada hala güzel şeyler olabileceğinin kanıtı. Neyse konuya girmem gerek!
     Seni tanıyor, anlıyor diye sürekli iyi anlaşacaksınız diye bi kaide yok. Sürekli ufak tefek şeylerin sorun edilmesine 1 gram tahammülüm yok. Ya da sürekli acaba yine ne oldu neye tavır trip yapıyo diye düşünüp beynimi sulandırmaya da grek yok. Onun da sürekli saçma sapan şeylere trip yapıp, cins cins cevaplar vermesine de gerek yoook. Bi şeyin olup olmayacağı zaten baştan belli olur. Yada belli bi süre sonra belli olur. Sürekli kalbini dinlersen yanılırsın.Arada bide beynini dinliceksin.
'' Benim hayatıma kimse müdahale edemez, saatler sonra mesaja cevap verip  hesap soramaz,'' diye cümlelerle başlayan mesaj geldi. Zaten gece geç yatıp sabah erken uyanmışım. Uykusuzluktan gözlerimi açamıyorum. Uykulu gözlerle bunları okurken nasıl deliye döndüm nasıl.O an yanımda olsa muhtemelen gözlerini kaşıkla oymuştum, o mesaj yazan ellerini tırnaklarını  cımbızla ayırmıştım. Pardon da ben senin hayatındaysam her şeye karışırım sen kimsin ki ? Haddini bileceksin haddisize bak... Nasıl sinirlendiysem gözüm dönmüş resmen. Güzeeel bir ayrılık mesajı döşemişim. Eee böyle mesaj atana ne diyeceksin. '' Haklısın tatlım senin hayatın, senin düşüncelerin tabii ki'' diyeceğimi sanıyosan yanılıyosun.  al hayatınıda düşüncelerine yallah Sırbistan'a. Gelemem ben böyle şeylere. Tabii bu arada ilerleyen saatlerde sosyal hesaplardan göndermeli twittler, iletiler olmazsa olmaz zaten. Bir mesajla dankkkkkkk ettim.
    -Daha fazla üzmeyelim birbirimizi…
    Ne demek daha fazla üzmeyelim yeteri kadar üzülmüşüz ben ertesi gün kırgınlığımı kızgınlığımı unutmuşum sen gelmiş bana ‘daha fazla üzmeyelim’ diyosun. Yek yaaa olamaz öyle bişey. Beraber üzüldük, güldük, eğlendik, sinirlendik tamam barışmamız lazım ne demek yani??? Mesajı okurken sinirden elim ayağım titriyo. Zaten kaç gündür gözümün seğirmesinde vardı bi iş. ‘ne demek bitti emin misin?’ diyorum. Acaba farkında olmadan mı yazdı? Şaka mı yapıyo ? Gerçekten böyle mi? Yoksa böyle mesaj attı bende cevap vercem ortamın gerginliği geçtikten sonra barışcaz mı?.... kafam da deli sorular. O an kafam yeni açılmış bir milyoncu halk pazarı gibi oldu. Bi süre baktım mesaja boş boş. Aman dedim düzelir, yine mesaj atar. Saatler akıp gidiyo ne mesaj var ne çağrı. Yok diyorum şuan işle meşgul elbet arar derken yapamadım uzun bi mesaj giydirdim. Şuna bak bitti diyemiyor ‘daha fazla üzmeyelim ‘ diyo. Galiba o kadar çok üstüne gittim ki mesajlar, edebiyat parçalamalar havada uçuşurken ilişkiyi bitirdik. 14 şubatta bitmesi kadar manidar bi durum yok galiba. Kafam dolu bi şekilde TV izlerken Kısmetse Olur programına denk geldim. Adnan ile Didem ayrılmış. Onun VTR yayını izliyorum. Adamlar bide VTR’ye şarkı koymuşlar gelde ağlama. Kendi ayrılığıma üzüldüğüm kadarıyla bir de onların ayrılmasına üzülüp ağlıyorum. Bi yandan grip olmuşum ağladıkça kullanmadığım peçete kalmamış.
Birkaç gün sonra kiminin haklı kiminin haksız olduğunun hiçbir öneminin kalmadığı o uçsuz bucaksız zaman dilimde olduğumun farkında vardım. Konuşulacak çok şey vardı konuşmadık. Ona anlatamadıklarımı boş bir duvara, tavana anlattım... Her inişin bir yokuşu olduğuna inanıyosunuz da herkesin sevincini, üzüntüsünü nasıl olduğuna mı inanamıyosunuz? Bazıları acısını içinden sessizce yaşar, ben avaz avaz. Etrafımda ki kimseden acı nasıl yaşanır öğrenmedim. Öğrenmem de… Benim ayarım bu kadar.
    Neyse ki bugünün bomba haberiyle herşeyi unuttum. Şuan hayatımın dönüm noktasındayım hadi bismillah 

7 Ocak 2017 Cumartesi

HAYIRLISI OLSUN, BENİM OLSUN :)


   Genelde bazı erkekler de ilerde böyle yaparım, şöyle yaparım diyip bol keseden atma huyları vardır. Ama iş icraata gelince söylenen sözler yutuluyo. Yutunca da bi hayli şişiyo. Eee yut yut nereye kadar dimi ? Atış serbest kıvırmakta açık ara öndesin :)  Vereceği sözlerin arkasında durmayan erkek zaten kızların gözünde sıfır sıfır sıfır. Neyse ki gerçek yüzleri gördükte feleğin çemberinden ışık hızı ile geçtik.
   Sorun şu ki  biten ilişkilerde olduğu gibi bu ilişkide de onu affetmeyeceğini düşünüyosun. Artık ne mal olduğunu anlamıştın.  Bitmeden önce, son zamanlarda zaten konuşmak içimden gelmedi. Anlamını bilmediğim bi soğukluk girmişti araya.Hissetmişim galiba. Yaşanan onca güzel günler bile bu soğukluğu düzeltemiyodu Siz sanıyosunuz ki gerçekten seven insan vazgeçemez. Sevgisinin sonsuzluğuna ve vazgeçemeyişine güvenip kırdığınız herkes sizden vazgeçeçek. Ayrılığın ertesi günü onun sana aldığı hediyeleri, biriktirdiğin biletleri, fotoğraflarınızı atarken arka fonda Demet Akalın'dan ''yüzünü bile görmek istemiyorumm, yoluma çıkmasan iyi edersin'' şarkısı çalıyo. Daha sonra gereksiz insanların temizliğini yaptım. Her şeyi temizledim.  Bazı insanlara verdiğim sevgiye o kadar üzülüyorum ki kaldırım taşını o kadar sevseydim çiçek açardı. Ne kadar çok gereksiz insan varmıs hayatımda. Gereksizin önde bayrak taşıyanları hemde... Bu saatten sonrası beni ilgilendirmez. Sürünüyo mu? Pişman mı? Yeni aşklara mi yelken açtı ? beni hiiç mi hiiç ilgilendirmez. Artık sen 9,99 tllik para üstü gibisin olmasan da olur.
   Yeni bi sayfa var artık hayatımda. Geriye dönüp bakmak sadece aptalların işidir. Tecrübe kazandın bitti. Zaten yeterince zaman harcadın, üzüldüğüne bile değmez.Canım biraz yandı yalan değil. Ama  benim batan ilk gemim değilsin. Bu benim ilk yaralanışım, ilk bıçak yaram da değil.  Kısa zamanda geçti bitti o günler.  Bu arada  kilolarımdan kurtuldum. 6 kg verdim büyük başarı ki ayrılık bana baya iyi yaradı kendime geldim. . Düşündükce hala sinirleniyorum. Anladım ki bana hayatım boyunca birşey katmayan insanlara ben ne çok şey katmışım meğerse. Olsun bu da benim sadakam olsun. Tahammül edemiyorum artık en ufak sorunu büyütüp dağlar kadar sorun yapanlar insanlara, at gözlüğü takıp etrafa at gözlüğü ile bakan insanlara. Eğlenceli insanlar lazım bana, herşeyi ile şen-şakrak insanlar. Ağır bi imtihandan sonra kendine geliyo insan. Nefes aldığımı hissettim, etrafın güzelliklerinin farkına vardım, hiç fark etmediğim iyi insanların farkına vardım. Bi kapı kapanıyosa, daha iyi kapı açılacağından kapanıyodur. Gerçektende öyleymiş  bu durumu yaşayınca anlıyo insan. Bize de zaten güzel açılan kapılar yakışırrrr :)))

Açılan kapıdan  birisi çıkıyo ''ben senin yaralarını sarmaya geldim, seni çok yıpratmışlar, seni toplamaya geldim'' diyo. sanırım yaşanılacak en  güzel günler bekliyo beni.