13 Mart 2017 Pazartesi

BİR OSMANLI DEĞİLDİK AMA BİZDE ÇÖKTÜK BE

Bazen bi ilişkinin daha güzel olması ayrılıp, bi süre ayrı kalınması, kişilerin birbirlerine olan sevgisini, değerini anlaması gerekiyo. Bazı ayrılıklar var olan ilişkiyi daha daha güçlü boyuta getirebiliyor. 2017 yılının vermiş olduğu negatiflik midir, şanssızlık mıdır nedir etrafımda ki kişilerin bir çoğu ayrılıyo, boşanıyo filan. Şubat ayında ilk cemre yüreklere düştü galiba, ayrılan ayrılana. Bu ayrılık beni teğet geçti sanırım. Çünkü biliyodum bana mesaj atacağını bensiz yapamayacağını, çünkü onun ciğerini bilmek bunu gerektirir :)  Her zamanki gibi o günde gereksiz neşem ve ben yerindeydik. Sanki güzel bi şeylerin olacağının farkına varmışım. 
     Bi önceki yazımda evrenin bana verdiği mesaj vardı,sanırım mesaj sinyallerinde sıkıntı olmuş ki yanlış mesaj vermiş bana.  Zaten hayatta şansım ne zaman güldü kiii :) Herşey düzelmiş gayet güzel giderken, mutlaka işleri boka saran bi durum oluyo. O gün evdeyim, hava kapalı, yağmurlu, bi iç daralması ile birlikte, geniş alnım ve ben evde pineklerken sosyal hesaplarda geziyorum. Tall boy'un beğenmiş olduğu bi paylaşımı gördüm. Umursamadım. Sonra tekrar karşıma çıktı. Kızın adı ve fotoğrafları hiç yabancı gelmiyodu. Hemen stalker ruhumu ortaya çıkardım. Bütün sosyal hesaplardan kızı araştırdım. Evet araştırdım çünkü yabancı gelmedi bana adı ve fotoğrafı. Araştırırken o kızın Tall boy'un eski sevgilisi/ eski konuştuğu olduğunun farkına vardım. Çünkü arkadaşken hep bana anlatırdı. O kadar sinirlendim ki ikisinin de yüzünde tırnak izlerimi çıkarmak istedim. Sevgilisi olan bi insan neden hala geçmişe dair izler taşır anlamıyorum. Bu şey gibi değil mi, ''olursa olur, olmazsa bu burda dursun yine buna dönerim boşta kalmam en azından'' düşüncesi. Bir diğeri de geçmişten kalan bi eski sevgilisiyle de başka sosyal hesaptan takipleşmesi. Acaba bu tür şeyler benim iyice çıldırmam, çığrımdan çıkmam için mi anlayamadımm. Baktım, baktım, uzun , uzun suratını cırmaladığımı hayal ettim.  Çünkü göz görmediği zaman gönül insana 250 ciltlik senaryo hazırlatıyo.Ama bu sefer ki senaryo gerçek senaryo.  Adama bunların hesabını sormak için mesaj atıyorum, bana dediği cümleye bak : ' Ee ne var bunda ben zaten ona dair herşeyi unutmuşum ki hala arkadaş olarak ekli'' . Lan madem her şeyin bitmiş, bi şey hissetmiyosun daha ne diye ekli o zaman.??  Daha pişkin pişkin bana ''ben ne yaptığımın gayet farkındayım, diğer kişi de takip atmış bende ona takip isteği attım, resmi bir şekilde.'' Pardon ama bu işin resmi işi olmaz. Yüreğin baya geniş, herkesi bi arada tuttuğuna göre... Senin hayatında bi kız varsa bi zahmet geçmişine dair izleri kalıntıları sileceksin. Sen tilki misin kürkcü dükkanına dönmek için yer yapıyosun??. Bu bi yarı aldatmak değil midir ? Ben 4 yılımı tek hamlede silip çöpe attıysam, sende geçmişte 3-5 ayını silip atacaksın. Hangimizin durumu daha zor tartışmayalım.  Bana gelip seviyorum, aşığım diyen bi kişi bi zahmet bu şekilde sevip aşık olmasın. Kusura bakma ama benim kadar mert bi şekilde geçmişini silip atamadın. Nasıl birine gönül bağlamışım? Nasıl kanıp, inanmışım?? Kime değer verdiğimizi hissetirirsek, ilk yanlış yapacağı kişiler biz oluyoruz. Bu benim bi insana 2. kez inanışım, 2. kez yenilişim, 2.kez güvenişim. Farklı sandığım kim varsa gideni aratmadı sağ olsunlar.  Farklı gelmişti bana, gerçekten inanıp güvenmiştim, ona sığınmıştım.  Kime koşulsuz güvensek ağzımıza sıctı gitti. Asla verdiğin değer kadar değerli olmuyosun..Sonra yine yarım kalıyosun, bir daha biri hayatına çıkana kadar hep yarım olarak devam ediyosunBu zamanda bana güzel şeyler kattığını düşündüğüm insanların kirli hatırlarını silmekle geçiyor koskoca ömür. Kimseye koşulsuz güvenmeyin. Hele ki sürekli masum rolleri oynayan kız/erkek gördüğünüz zaman arkanıza bakmadan ışık hızı ile o ortamdan uzaklaşın. Yoksa arkasını toplamak zorunda kalacaksınız. Sevmeyi oyuncak sananlar yallah Amsterdam'a!!
    Anlıyorum ki ben artık kendimi toparlayamacağım. Nereye gidersem gideyim kafamı allak bulak eden birisi mutlaka çıkacak. Başkalarının mutsuzluklarıyla mutlu olunmaz beyler. Bi kıza bağlı kalmayı becerebilen erkekler kadar mükemmeli yok.

    Hepimiz üzüldük, yeri geldi ciğerimizi koyduk, yeri geldi nefret ettik, yeri geldi bi şarkıda ki tek cümleye takılı kaldık. Sonuçta her şey geçiyo, bize bizim gibi deli insanlar lazım. Son olarak elini kalbine koy. Ve şunları söyle ona. 'bugün burası acıyor ama gün gelecek ilk defa atıyor gibi hissedeceksin... ' Onu görünce 'BİR ÖMÜR YETER BANA BU ARMAĞAN' diye bağıracaksın inan bana :) . Her zaman iste, içtenlikle, samimiyetlerle. İmkansız diye bişey yok. İnanarak istedikten sonra... 

11 Mart 2017 Cumartesi

SPOR YAPMAYIP UMUDA KOŞMAYI TERCİH EDİYORUM.

    Havaların ısınmasıyla sizede  bi mutluluk, iç organlarda bi hareketlilik, deli gibi aşık olma hissi gelmiyo mu ? Bana geliyo. Hoş tall boy'dan yeni ayrılmışım, aşktan sevgiden  dilim yanmış daha aşık olmayı bekliyorum. Aşk benim neyimee!!! Ama bana pişman olup dönecek biliyorum. Hissediyorum. 6.hislerim iyidir. Şimdi diyeceksiniz ki ne 6. hismiş bee!! Olsun bu da benim kendimi motive etme sporum. Spor demişken yaptığım diyetler 1 gram işime yaramadı. Aç kalarak zayıflamayı denedim ama olmuyor. Diyet yapmak kadar lanetli bi durum yok. Ne zaman diyette olsam kilo alıyorum. Denemediğim yöntem kalmadı. Dukan diyetinden tut, patates diyetine kadar denedim. Sonuç hüsran. Genelde ne zaman diyette olsam canımı sıkan bi durum oluyo. Kendimi nutellaya veriyorum. Neyse spordan bahsediyodum. Spora yazıldım bari sporla vereyim kilolarımı yaz geliyo dedim. Tabii bu arada alışveriş yapmayalı uzun bi süre olmuştu, bunu bahane ettim spor için bişeyler almaya gittim. Fakat spor giyim haricinde her şeyi almışım kendime. Ertesi gün zumba dersim başlayacak. Kendimce hesaplamalar yapıyorum bu kadar gün spor yapsam, diyetle desteklesem 2 ayda şu kadar kilo veririm diye.
   Her yere geç kaldığım gibi zumba dersine biraz geç kalmam da hiç şaşırtmadı beni. Sanki 23 Nisan'da gösteriye hazırlanan çocuklar gibi hazırlanmış hocayı izliyoruz.  Neyse derse başladık, Bu ne danstır Allah'ım benim gibi üşengec, kıçını kaldıramayan bi insan için bu hareketli dans çok erken değil mi?. Hem zumba yapıp hemde vaktin geçmesini beklemek çok stresli. Yok bacağını hafif kır, kollarını kaldır, sağ ayak öne, sol ayak arkaya vs hareketleri yapmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Zumba dansının bitmesini beklemek , üniversite tercihlerimin açıklamasını beklemek bile bu kadar stresli geçmemişti. Ders bitti ama bende baya bi bitmişim. O kadar sinirli ve öfkeliyim ki hemen bi yere gidip tatlı bişeyler yemem lazım. Bi işle uğraşırken çok sinirlendiysem mutlaka o işin tam zıttını yaparım ki sinirimi alıyım. Sinirlenmek benim neyime? Tatlı yemek için gittiğim avm de bi fast food+tatlı+dondurma yedim. Yedikten sonra ki pişmanlığımı ne siz sorun ne de ben anlatayım. Olsundu bugünden itibaren kalorisi yüksek yiyecek, içeçekler tüketmeyecektim. Zumba dersine katılmak, sinirlenmek bana baya bi kaloriye patladı. Pişmanlıklarla günü bitirdim.  2 gün sonra yine spora gittim. Tamam dedim artık abur cubur , tatlı vs. yemek yok. Spor yaparken yediğim tatlılara, yemeklere lanet okuyorum. Bu zorlu süreçte eriteceğim göbeğime mi üzüleyim, incelecek basenime mi üzüleyim karar vermedim. En azından göbeğimi ve basenimi bi yere bağışlasam da bende hemen  kurtulsam diye düşünüyorum.
   Önceden evde pilates yaparken Youtube'da Ebru Şallıyı izlerdim. Bu nasıl  cool şekilde pilates yapıyo, ne kadar hafif hareketler, sanki pilatesi yapan o değil gibi diye söylenir dururdum. Ki zaten anca videoyu izlemekle yetiniyodum çünkü hiç bi zaman pilates yapamadım,yapabilmem için pilates topunu vücuduma monte etmem gerekiyodu.O yüzden videodan sonra kendimi evde pratik yapılan tatlı videolarını videolarını izlerken buluyodum. Sporun 2. gününde her yerim tutulmuş ağrımış bi şekilde eve geldim ve rahatsızladım. Tekrar iyileşince giderim, şu gün şunu da halledeyim ondan sonra giderim, bugün hava kapalı modum düşük yarın giderim diye erteledim. Sonuç mu ? 3.kez gitmem kısmet olmadan üyeliğim bitti. Aman zaten spor yapmak bana göre değil, kıçı başı dağıtıp aksama kadar yatmak bana göre. Hep dediğim gibi aldığım kilolarının hepsinin hatırası var. Sevdiklerimle yemişim içmişim. Zaten beğenen böyle beğenmiş napiim, Beğenen beğenmiş derken o tall boy ile mi barışacağız yoksa ? Yüce Allah tarafından parmaklarım kendiliğinden mi yazdı.?  Acaba bu bi işaret mi? Evrenin bana verdiği bi mesaj mı bu yoksa?