25 Aralık 2016 Pazar

MUM KADAR IŞIĞIN YOKTU GÜNEŞ YERİNE KOYDUK SENDE HAKLISIN.

   Bi yerde şöyle birşey  okumuştum.  "Başta  zor gelebilir ama herşey  başta zor gelir". Gerçektende öyle.  Yaşadığın olay, içinde bulunduğun zorlu süreç,  başta  mutlaka zor gelebilir. Geçirdiğin her saniye, her dakika, her saat bu zorluğu  az da olsa hafifletir. Ve bazen gözüne  bir perde iner di mi? Hayatındaki o insanın ne eksiğini  ne de o saçma egosunun farkına  varabildin. Şuan düşündüğünde 'nasıl  tahammül ettim, nasıl gerçeklerin farkına varamadim, nasıl saf oldum bu kadar diyebilirsin. Asla ve asla üzülme. Sende bendensin ve herşey  geçecek. Zor geçecek belki, ama sonunda herşey geçecek. Üzüldüğün pişman olduğun tek nokta kendinden vermiş olduğun ödün olsun. Gerisi hiç önemli değil. Değmeyecek insanlara haddinden fazla değer verdik... Nokta kadar küçük bir sorun tüm gerçeği gösterdi bize. Şanslı olduğunu düşün.  En azından daha çok ilerleme den bitti. Cabaladım , mücadele verdim  . Bu saatten sonra kılımı dahi kıpırdatmam o geri donecek bir gün , ama sen ondan öyle bir gittin ki , onun gelmesi hiçbir şey ifade etmeyecek . Gelmese de olur. O sana yaptıklarının , yaşattıklarının bedelinden kaçamayacak.
   Boşveeeeer birdaha mı gelcez dünyaya ?  Biz kızlara yön verev erkekleri severiz . En ufak kavgada çekip gidenleri değil . Ördüğün duvarları istediğin insanlar haricinde kimse geçemeyecek . Otu boku  sorun yapan insanlarla bir ömür zaten geçmez . Sen değerlisin ,biz ne savaşlardan önde bayrak sallayarak cıktık :)
Her şeye rağmen güzel insanlar var yeterki etrafa bakmasını bilin beybiler :))
   Minyonuz güzel günleri göremiyoruz ama o güzel günleri göstermek için bizi omzuna alan insanlar elbet çıkacak kim bilir.  :)) Bu arada soran olursa delirdikçe güzelleşiyor, aklına eseni yaptıkça kendine geliyo dersiniz.

12 Aralık 2016 Pazartesi

VE BİR SEZEN AKSU VAZGEÇTİM ŞARKISI ÇALAR KULAĞIMDA

   Bu hayatta değişmeyen bir gerçek var. "Birgün herkes kaybettiği şeylerin değerini anlayacak" Sevginin büyüklügünü, fedakarlığı, kendinden ödün vermeyi, aşkın için dimdik durmayı, mücadele etmeyi... Alışıyorsun. Ama şu var ki alışmanın sürecini belirleyende sensin. Çünkü bir şeyin yokluğuna alışmak istediğin kadar alışırsın ve kabullenene kadar acırsın. Hani şu olmak bilmeyen sabahlar, geçmek bilmeyen dakikalar, uyandığın anda ki kalp acısı... İşte hepsi senin yaşamak istediğin kadar var. İnsan bu hayatta karşısına ne çıkacağını, ne yaşayacağını gerçekten tahmin edemiyor. Aklının ucundan dahi geçmeyen olayları yaşıyor. Ağır bir sınavdan geçiyor. En güzel çağlarını çok büyük sorunlarla atlatan, sevgisi için çabalayan, çözüm yolu bulan, tek başina mücadele veren  biri olarak sevdiğiniz kişiden bile beklenti içinde olmayın diyorum. Sevmeyin aşık olmayın. Canınız yanar, içinizin yandığını buram buram hissedersiniz. Sevdiğiniz kişinin sizin arkanızda durmadığını, sizin kadar çabalamadığını, çok çabuk vazgeçtiğini görmekte ayrı bi kahrolma duygusu. Berbat bi duygu bu. 
   
3.yılımı verdim ben. Onu tanıdığım zaman daha önceden de hayatimdaymış gibi hissettim.  Sanki 22 yıldır benimle ve sanki birbirimiz için yaratılmışız gibiydik. İlişkinin aile tanışma evreleri , isteme , söz evreleri derken beklenmedik anda ortaya çıkan sorunlar bütün gelmiş gecmiş mutluluğu sürükleyip gidiyor . Sevdik , kırıldık, yaralandık... Sizi 'siz' olduğunuz için seven insanlarla olun. En güvendiklerimiz tarafından hayal kırıklığına uğratıldık . Elimden geldiği kadar verebileceğim en iyi mücadeleyi verdim  ama karşılık alamadım . Ne yaptıysam düzelmedi hiçbir şey. Her şey daha da kötüye gitti hatta . 3.yılıımızın bittigi 4. yılımıza girdiğimiz günde yolları ayırmak, bitirmek daha bi acı. Yinede ah etmiyoruz , hayatımızdan çıkıp giden hiç kimseye .Kimseyi de hayatımızda zorla tutmaya çalışmadığımız içinde onlar kusurumuza bakmasın. Şimdi umrunda olmadıklarımız  bir gün bizim de umrumuzda olmayacak elbet .

   Hiç kıymet bilmediler değil mi ? Anlamadılar, hissetmediler . Ya da işlerine gelmdi . Yani bir şeklide kiymetin bilinmedi değil mi ? Üzülme ... Geçecek ... Rollerin değiştiği günlerde gelecek , ama o gün onlar için hiçbir şey fark etmeyecek .

   Nasıl ki her şey sende başlıyorsa yine sende bitiyor ve inanki bir gün herkesin pismanlığı konuşmaya baslayacak ve  biz buna vicdan diyeceğiz . ..

28 Temmuz 2016 Perşembe

BİZDE DE KALP VARDI. SAĞOLSUNLAR ŞİMDİ YERİNDE MANGALLIK MESİRE ALANI VAR. DUMAN DUMANA...

    Bir olayı yaşamaktan daha heyecanlı bişey varsa kesinlikle kız arkadaşlarına olayı anlatmaktır. Hatta sırf bu yüzden bile yaşadığımızı düşünüyorum.
   Belli bir dönem ilişkiler sallantıya girer. Nerede hata yapıyorum diye günlerce sorarsın kendine. Karşı tarafın bu durumu ruhu bile duymaz. Çünkü anlatsan genelde "yaa offf! bıktım, herşeyi yanlış anlıyosun, kendi açından düşünüyosun, saçmalamayı kes, hayır değişmedim ben aynıyım..." gibi cümleleri duyacağından eminsindir.Durumu içinde yaşıyosun, karşılıklı halledilmesi gereken bi durum ve karşı tarafa anlatamıyosun.Yavaş yavaş depresyon mode onn oluyor :) Mesafenin verdiği özlemden kaynaklanan bi durum olsada insan kendine anlatamıyor bunu. Sen kendi kendine tribe, derde gir adamın ruhu duymasın! Duysa bile yine sen suçlu olacaksın. İçinde yaşamak daha mantıklı geliyor.
   Birde baş belası kilolar var tabii. Bu durumları yaşarken zayıflama çabaları yok mu ? yemin ederim gram zayıflamıyosun, aksine daha da kilo alıyosun.İçimize attıklarımız kiloya dönüşüyo galibaa :( Sen kendi kendine derde gir, adamın ruhu duymasın üstüne birde zayıflamaya çalışırken kilo al. Olacak iş mi bu ?
   Sınav stresleri kazanamam korkusu derken herşey üst üste gelmiş, beklediğin nokta kadar ilgi... Bazen düşünüyosun acaba ilgi eksikliği mi var ? E aileden yeterince ilgi sevgi görüyosun, demek ki eksiklik yok. İnsan sadece sevdiği insandan ilgi görmeyince boşluğa düşüyo. Kesinlikle ilgi manyağı değilim, özlemden kaynaklanan bi durum. "Ya akşama kadar çalışıyosun, pek konuşamıyoruz. İşten geliyosun yorgunsun. Ne olcak 5-10 dakika konuşsak" dersin. Aricam der aramaz, mesaj atarsın aklına geliyim de arasın diye amam aramaz. Tabii bunları erkekler okuyunca "Ya kız milleti abartıyolar, çok abartıyolar bee halden anlamaz" diyecekler. Ama istediğimiz minicik bir ilgi. Yanlış anlamayın bu sürekli olan bi durum değiiiil :) İnsan kendi derdi ve gelecek sıkıntısı ile uğraşırken bir de bu kısa dönemli olaylar olunca iyice daralıyo yet-heer diyo. "Sevgililik döneminde tatlı sıkıntılar bunlar. Bi de evlenince gör" diyen arkadaşlarımda sağolsunlar iyi ki varlar bire bin katıyolar :)
   Bunları yazmamın, anlatmamın bir amacı var normal bi zamanda da hayatımda ki en ufak bir olayı etrafıma anlatmaya bayılan bir insanım. Kız arkadaşlarımda bir konuyu telefonda saatlerce tartıştıktan sonra ertesi gün buluşup aynı konuyu yüz yüze konuşan insanlarız :) Kendimi bildim bileli anlatıyorum ve paylaşıyorum. Vee hep böyle devam edecek. Size anlatamasam da yazıyorum :) Düşüncem değişse, herşey yoluna girse, evlensem, iş güç çocuk sahibi olsam bile anlatıp yazacağım :)

2 Temmuz 2016 Cumartesi

ZORLU MARATON YOLCULUĞUM BAŞLADI BİLE...

Bu arada yazmayı unuttum. Üniversiteden mezun oldum, staj filan derken günler akıp geçmiş. Staj derken staja gittiğim gün benim için bitti :) Aylar önce staj yerimi ayarladım. Gittim görüştüm Allah'ım nerde suratsız, ilgisiz hödük insan varsa şirket sahibi şirkete toplamış insanları. Bi etrafta ki insanlara baktım bi kendi neşeme baktım, neyse dedim belki şirkette sorun vardır ön yargılı olmayım dedim. 2 ay sonra gelince herşey düzelmiş olur diye umut edip içimi rahatlattım.


İnsanın hayatı mezun olduktan sonra başlıyomus meğerse. Derlerdi de inanmazdım. Herşey alışverişten gezmekten ibaret zannediyodum. Mezun oluyosun iş derdi sıkıntısı, sınav sıkıntısı, staj sıkıntısı derken bunalıma giriyosun. Hayatın laylaylomluğundan zamanında adam gibi çalışıp, adam gibi bi bölüm okumadık diye bunlar hep. Eşşşşek kafam o zaman söylenen laflar bi kulaktan girer diğerinden ışık hızında çıkardı.Dinlemedim kimseyi iyi b*k yedim. Şimdi pişman oluyo insan ama ne faydaaa... 

2 hafta önce stajım başladı. 1 gün önce aradım servisi ayarladım heyecanlıyım. Ertesi gün servise binip staj yerine gittim. Kapıdan içeri girdim tam karşımdaki sekreter bön bön bakıyo. İnsan bi hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim der. Yok nerdeee bön bön baktı. Ne diyeceğimi unuttum onun mahkeme suratını görünce. Artık ben selam verdim muhasebecinin odaya geçtim. Muhasebeci masasının başında sigara içiyo, ama ne sigara göz gözü dumandan görmüyo. Derdin ne be adam sabahın köründe sigara içiyosun. Geçtim oturdum şirket sahibin bekliyorum ama içim içimi yiyo bu insanların içinde staj nasıl yapcam, nasıl zaman geçicek. Artık bana acıyıp duvarlar dile gelip konusucak. Rinit alerji rahatsızlığımdan dolayı doktor maskesi takmak zorundayım. Stajada mecburen maske ile geldim. Neyse odaya geçtim oturuyorum hödük insan demez mi rahatsızlığın ne? İçimden kendimle konuşuyorum. 'Sen ne şapsal insansın ya sanane benim rahatsızlığımdan sanane buraya staj için gelmişim konumuz bu mu şimdi ????'' Önemli bişey değil dedim geçiştirdim. Ne amaçla  geldiniz dedi. Staj için dedim. Tekrar sigarasını içmeye devam etti. Hey Allh'ım o kadar derdin tasanın içinde bide beni bunlarla mı sınıyosun diyorum içimden. Aradan 10 dk geçti bana demesin mi bana su sebilinden su getirir misin? Sebil girişte diye. İşte o an cinlerim tepeme geldi o içtigi sigarasını da küllerinide ağzına kulaklarına gözlerine doldurmak istedim. Sigarasını gözünde söndürmek istedim. 'Pardon ben buraya su getirmeye gelmedim, Staja geldim ama görünen o ki suratsız insanlarla aynı atmosferi paylaşamıyorum dosyalarımı imzalatıp bir daha gelmemek üzere gidicem dedim. Bön bön baktı. 5 dakika sonra  gelen şirket sabihine dosyamı imzalattığım gibi çıktım geldim. İmzalatırken de tabi patronları suratsız çalışanları da mı suratsız olmasın dedim çıktım geldim. Yani staj günüm başlamadan bitti :D Allah hepimizi umarım iyi insanlarla karşılaştırır. Anlamıyorum her işim ters her işim sakat. Tamamen sanslı insanlara tepki olarak doğduğumu düşünüyorum artık :))

Benim serüvenim yeni başlıyo  daha nelerle karşılasıcam ne olaylarla, ne insanlarla... Neler bekliyo beni kim bilir.

6 Haziran 2016 Pazartesi

Bİ MAŞALLAHINIZI ALIYIM BARİ :)

   Son zamanlarda kiminle konuşsam 'nasılsın?' sorusunun cevabını 'ayrıldık, kötüye gidiyoruz, aramız iyi değil...' gibisinden cevaplar alıyorum. Mayıs ve Haziran ayı ne kadar ayrılıklı, aşk acılı geldiyse artık. İnsan kendi ilişkisini düşününce hiç sorunumuz yok, inanılmaz eğleniyoruz kesin bi yerde bi şeyde olcak herşey kötüye saracak diye düşünüyo. Nazara inanıyorum evet, ama bazen anlayamıyorum. Başına iyi gelen durumları anlatma, ilişkinde hayatında mutlu giden durumları anlatma bilmesinler... Ya olur mu öyle şey. Canım sıkkından instagram, twitter, snapte paylaştığım anlam yüklü yazılar fotoları atınca bişey olmuyo normal ama mutlu anlarımı attığım zaman anormal. Bu tarz paylaşımları yapınca mutsuzluğuma nazar değip mutlu olmam gerekiyo gibi :) Mutluluktan korkmak kadar kötü bişey yok sanki.  Sanki herşey kötüye gidecek. İlişkide, aile hayatında, arkadaş çevresinde herşeyin sonu kötü olacak gibi geliyo insanın aklına. :(
    1 günde başıma gelen olaylar aynen şu şekilde; karpuz keserken bıçak kaydı iki parmağımın birleştigi yer kesildi, ardından sarma pişirirken sarmanın üzerine kapattığım tabak elimden fırladı hoop mutfak alt üst oldu ve en korkuncuda merdivnden inerken ayağımın burkulması oldu. Bi kaç saniye ayağımm kırıldııı ayağımmm!! hiç mi kimse yok yurtta bee ölüyorum burda diye paniklemem oldu. Aslında görünürde ne kırık ne çıkık var sadece ayak bileğim ödem toplamış o kadar :)  Bunlar gerçekten nazardan mı yoksa benim beceriksizliğimden mi yoksa annemin tabiri ile gözümün önünü göremeyişimden mi bilemedim şimdi :)

   En sonunda kendimi astronomiye verdim. Neymiş efendim bugün öğle saatlerine doğru Satürn gezenine göre bişeyler için 'hayır' demem gereken zamanlarımmış.  Bunları okurken beynim yandı burç yorumunda denileni anlayamadım :) Astronomi de bana göre değilmiş. Kısaca özetlersek okuduğum bölümle aramdaki fark diyebilrim :)))

   Yazıyı mutlu sonla bitireceğimi düşünüyosanız işte size son dakika bombasıı. İyi insanlarda gördüm, kendi halini bırakıp benim için sevinenlerde, dua edenlerde. Sizde güzelinizi anlatın, mutluluğunuzu insanların gözüne sokun derdim ama oldukça geniş olan alnımda 3-4 sivilce çıktı :) Nazar diye bişey var, neyse benden de böyle çıktı diye kendimi avutuyorum. Bu arada alnı geniş olanların kısmeti bol olurmuş derler ehehe :)))

8 Mayıs 2016 Pazar

HAYATTA Kİ DÖNÜM NOKTASININ HER SANTİMİNE İHTİYACIM VAR

 Bazen insan hayatın yüklediği sorumluluklardan, gelecek kaygısından çıkmaza giriyor. Yaşın vermiş olduğu psikoloji, geçmiş hatalar, gelecek günler, senden iyi  şeyler bekleyen insanlar...Ve çevremizde birileri olduğu sürece hep olacak olan sorumluluk... Düşünüyosun, düŞünüyosun olmuyo, yok. Dertler birbirini kovalıyo, beyin düşüncelerle seni kemiriyo. Bulunduğun durumdan çıkmak istiyosun, çıkmak içinde bazı şeylerin olması gerekiyo. Evliliktir, okuldur, kariyerdir... İnsanın herşeyi tek başına yapacağını bilmesi  daha zorlaştırıyo hepsini. Bişeyler için çalışıyosun, çabalıyosun ama imkanlar kısıtlı olduğu için bu düşünce kapısıda kapanıyo. Zamana bırakmak istesen yaşamış olduğun tecrübelerden dolayı zamana bırakmanında bi fayda etmeyeceğini biliyosun. Seni senden başka kimse anlamıyo di mi? Benide anlamıyo. Bazen etrafımdaki insanlar ' ya işte kendimce sorunlarım var kimseye anlatamıyorum, anlatsam da anlamıyolar, dinleselerde bi çözüm yolu yok derlerdi de, bende ' aman ya insanın kimseye anlatamayacağı sorunları olur mu ' derdim. Büyük konuşmuşum oluyomuş. Herşey zaten yazıldı çizildi, sadece olması gereken zamanı bekliyo ama biz insanlar çok aceleceyiz. ' Üniversiteden mezun olduktan sonra asla iyi bi işim olmadan, kendi ekonomik özgürlüğüm olmadan evlenmem' derdim. Yine büyük konuşmuşum ki gün geliyo bu lafları bir bir yiyorum. Belki de hayatımın dönüm noktasındayımdır, belki de sınavdayımdır. Allah'ın verdiği de, vermediğide imtihandır. Her zaman bizim için umutlanan, bize inanan, bize güvenen insanlar var. bu çok güzel bir şey ama çok ağır da bi sorumluluk aynı zamanda. her başarısız olduğunuzda sizinle umutlanan insanların umudu kırılacak. Eğer yarı yolda pes ederseniz birilerini yarı yolda bırakmış olacaksınız. Düşünsenize bi sevdiğiniz, güvendiğiniz birinin başarısız olduğunu? mutsuz olduğunu?Ne hissediyorsanız, sizin sevenlerde sizin için aynısını hissediyor. işte bu hayatın bize yüklediği sorumluluk. Bu asla istediğimiz kadar özgür olamayacağımızın bi göstergesi.  Bu yazıyı yazdıktan tam 1 ay sonra yine okuyacam. Bakalım 1 ayda hayatımda neler değişcek. 

31 Mart 2016 Perşembe

TESELLİ VERMEK BOYNUMUZUN BORCU, KADERİMİZ... :)

   İlk olarak aileden başlamak lazım.Evin en küçüğü olmak zor iş . Herşeyi dinle,hallet, teselli ver pohpohla, akıl ver üzerine bide olup biten olayları en sona duy. Olacak  iş mi ? geri al verdiğin teselliyi, akıl vermeyi. Ne demek en sona ben duyarım? Sonraki ikinci durak arkadaş çevresinde ayrılanların,kavga edenlerin, tartışanların, hediye almak isteyenlerin, akıl almak isteyenler kişiler listesinde başta geliyorum.Her ne kadar kolay gibi gözükse aslında çok zor bi durum.  Herkesin ilişkisi hakkında mutlaka söyleyecek bi sözüm var. Genelde ayrılık ve tartışmada ağızdan çıkan ilk söz '' canım barışırsınız ya, azcık ayrı kalın birbirinizin değerini bi anlayın, emin ol özleyip dönecektir.Hem senden iyisini mi bulcak canım? Harika kızsın''.Aslında durum böylede olmuyo erkekte kızdan iyisini bulur, kızda erkekten iyisini bulur. Mutfakta ki sarı bez değiliz ne de olsa :)  Zaman geçtikten sonra adam dönmedi. Söylenen teselliler boşa gitti. Bu sefer gerçekleri kıza DAN diye birden yüzüne söylemeyin, Allah korusun felç geçirirebilir. :) Bu sefer  '' canım o senden bekliyodur mesaj. Bence bi mesaj at bi ara bakalım tepkisi ne olacak nasıl davranıp, nasıl konuşacak. Belki pişmandır, suçlu olduğu için senin aramanı/mesaj atmanı bekliyodur'' dersen bu kötü olur.Sonuç olumsuz olursa sen ara dedin herşey kötü oldu aramayacaktım dedirtmeyin karşı tarafa. Ortak arkadaş olduğunuz için karşı tarafıda aramak zorunda kalıyosunuz. ''Vaaay iki dakika da dolduruşa geldin sende bana düşman oldun'' lafını duymak istemiyosan eğer :). Kızın yanında adamı ararsın, kız konuşmaya fırsat vermez, Çünkü hür özgür iradenle bişey diyemezsin, kız arkadaşın kendi demek istediği şeyleri sana dedirtmek ister bi nebze de olsa rahatlar. ''İyi dedik dimi oh olsun, sende iyi konuştun benim dediklerimi tam anlamayıp diyemesende iyiydin. Ben bile bu kadar mantıklı konuşacağını düşünemedim doğrusu'' der. Zaten arkadaşın  elinde kağıt kalemle hazır bekler. Olur da dedğini anlamazsan demek istediğini kağıda  yazsın ki sende karşı tarafa onu söyle. Kağıda yazmak burada kafana silah dayamak gibi bişeyler oluyo.Bazende telefona yazar,sen ekrana bakarsın yazılanı karşı tarafa kendicümlenle söylersin telefonda :) Telefon kapatıldıktan sonra milyon kez kız arkadaşın bu konuşma hakkında konuşur.Adam kız hakkında iyi şeyler dediyse eğer, arkadaşın ağzını yayıp 'aiiyyy kıyamam yaaa beni nasıl düşünür, seviyo demi? seviyo seviyo, sevmese demez' dedikten hemen sonra gerizekalı yaa benden ona ne?  'Ona mı kalmış beni düşünmek'' der

   Sanki ayrılan arkadaşını barıştırmak, aralarını halletmen boynunun borcuymuş gibi kendini buna mecbur hissedersin.Baktın bi arkdaşın mutsuz, sinirli. gözleri dolmuş bi şekilde sana mı geliyo. Arkana bakmadan kaç.Çünkü bu sefer teselli verme yöntemini değiştirceksin. Verdiğin teselli tatmin etmeyecek :). Eğer arkadaşın suçluysa direk sen suçlusun böyle böyle yapmamalıydın de ki sana dünyanın kaç bucak olduğunu göstersin. Kız tarafı her zaman haklıdır. Konuşma aralarında ''ya mesela belki kendine göre haksızsındır bu konuyu bide ondan dinlesek'' diyip hatanın onda oldğunu alttan alttan kabullendirmek lazım. Aynı şey kilo konusunda da geçerli. Ben kilo mu aldım dediklerinde genelde ''yok canım regl şişkinliğidir o, yada yediğin içtiğin bişey şişirmiştir yoksa sen normalde zayıfsın'' dersin. Birden aa evet kilo aldın sen şişkinlik değil dersen ölürsün :) .

   Sonunda barıştılar, üzerinden bi yük kalktı. Artık eskisi gibi çiftin yanında ortak arkadaş pozisyon konumuna geçebilirsin. İkisinide teselli etme gibi bi ihtimaliniz artık yok.


   Üçüncü durak SEVGİLİNİZ. İşin en zor kısmı! Bazen sevgilinize gelirler. Bi takım ufak çaplı bunalıma girer, uzattıkca uzatır. Yine teselli verme işlemi burada da karşımıza çıkar. ''Hayır hayatım öyle düşünme, herşeybizimiçin çok güzel olcak,Şimdi olmasa bile zamanla olur.Önemli olan kötü günde,zor durumda birbirimizin yanında olmak değil mi? Hayır hayır düşünme öyle sen çok iyi insansın. Herşeyi başarırsın, evet aşkım hı hı aynen öyle....'' derken derken birden kendinizi çıldırmış, çocuğa karşı saldırı durumuna geçmiş olarak bulursunuz. 'Çok çabuk bunalıma giriyosun, ne olcak herşey iyi güzel olcak diye bişey yok, kafana takma artık alla alla' derken hooop kavganın içindesin. Al bide burdan yak! Baştan ilişkiyi düzeltmeye bak. Uğraş çabala tekrar barış :)

   Artık arkadaşlık ve sevgililik vazifenizi en iyi şekilde yerine getirdiniz. TEBRİKLER!! diye hayatınızdan bir alt yazı geçer :)


11 Şubat 2016 Perşembe

BALIK ETLİ AİLESİNDEN MİSİNİZ ?

   Öyle bi tatil düşünün ki, sınav haftası düzensiz beslenmekten  aldığınız kiloları  tatilde eve döndüğünüz de vermeyi planlıyosunuz. Diyetleri, rejimleri, ve kürleri internetten deli gibi araştırıp not alıp, 'tamam işte bu eve gittiğim zaman 2-3 haftada 3-4 kilo veririm diye düşünüyosun.İnterntten bi dünya para verip zayıflama çayları alıyosun kullanıyosun işe yaramadığını görünce arka fonda 'yine hüsraaaaan ' şarkısı çalıyo.  Eve gittiğinde annenin en sevdiği yemekleri, tatlıları yapmasıyla başlayan hayal kırıklığı. İlk bi kaç gün böyle gider sonra ben diyete  başlarım diye düşünüp kendini kandırırsın. Tatile geldiğini duyan halan, teyzen, yengen geldiğini duyan herkes en cok sevdiğin pastaları tatlıları yapıp sana gelir. 'Ayy ye kuzum yee '. Bi çatal tatlıdan, bi çatal diğer tatlıdan,  derken derken tabak dolusu yediğini  fark edersin. Anlaşıldığı gibi tatilde kilo verme hayali buuum oldu.

   Siyah en zarif göstren renktir.
   Regl dönemi ondan bu şişkinliğim  diye bi süre böyle kandırdım kendimi. Bi şişkinlik çok mu uzun  sürer? Ardından vazgeçis evresine girdim. Herşeyimi baştan aşağıya kadar siyah yaptım. Komple siyah giyindim ama  içim daraldıııı....Hayatımda 1kez 48 kiloya düştüm. Nasıl düştüm bende bilmiyorum. Balık etliler ailesinde olduğum için o şans 1 kez tesadüfen geçti elime. Kilo almak bir hafta,vermek bir ömür. Bu tatil bana artı 3kilo olarak döndü.Hani balık etlilik moda oluyodu, hani kalın bacak artık popülerdi. Evde spor yapan insanları tebrik ediyorum. Bende o azim yok.  Hayat yiyip yiyip kilo almayana güzeeell. Olmuyo demek ki benim de yapım buymuş :)

10 Ocak 2016 Pazar

Vize ve Final Haftası Gelen Evlenme İsteği

     Vize final öncesi ve sonrası, özellikle de final dönemi gelen felsefik düşünce J

   Zor sınavlar öncesi hissedilen durumdur. Vicdan azabı duymayım diye çalışırsın, çalışırsın, çalışırsın... Bi kaç saat sonra yapamayacağını düşünürsün, kalacağından eminsindir, sonrasında herşeyi bırakasın gelir. Etrafında ki amaçsız okumaya gelen kişilerin gırgırları, geyikleri sana çok hoş gelir. Onlar kendi hallerinde takılırken sen ise çalışsan dahi başaramayacağın (başarsan bile beyninde bitirmişindir kalacağını) bir derse nefretle çalışırsın. Çalışırsın ama bedenen masa başında, notlar önünde, beyin olarak çok farklı dünyalardasındır. En ufak fark etmeğin detaylar bile ders çalışırken aklına gelir.
  Okumak için aldıın bir köşeye attığın kitap bile senin dikkatini çeker ve o an okumak için can atarsın. Farkındasın ki okursan ders çalışamazsın :) Bunları düşünürken saniyelerin, dakikaların geçtiğini fark edersin tutuşmaya başlarsın. 15-20 saniyeliğine evlenip, çoluk çocuğa karışmayı bile düşünürsün. Başka zaman evlilik çook uzak gelir. Yemektir, iştir, çocuktur sana çok daraltıcı gelir. Fakat sınav haftası o kadar çekici gelir ki müthiş birşeydir bu fikir.
  'Bu hoca geçen sene ne sormuş' o derslerle alakalı önce ki yıllarda çekilmiş sınav soruları gelir ki emin olun hocanın arşivinde bile o kadar eski yıla ait sınav soruları yoktur. Saat 10'a kadar çalışsam, 12'ye kadar dinlensem sonra tekrar 3'e kadar çalışsam düşüncesi. (Bütün geceyi bilgisayar ve telefonla geçirdi sabah 9'da kalktı, 10:30'da sınava gitti) J